X 20
Bugun...



68 KUŞAĞI ATATÜRK’Ü GEREĞİNCE ÖĞRENEBİLSEYDİ...

Cumhuriyeti ve Atatürk devrimlerini koruyabilmenin birinci yolu, Atatürk'ü anlayabilmektir. Pror. Dr. Özer Ozankaya sosyal medya sayfasında Atatürk'ün nasıl anlaşılması gerektiğini yazdı.

facebook-paylas
Güncelleme: 12-12-2018 09:19:22 Tarih: 05-11-2018 04:12

68 KUŞAĞI ATATÜRK’Ü GEREĞİNCE ÖĞRENEBİLSEYDİ...

68 KUŞAĞI ATATÜRK’Ü GEREĞİNCE ÖĞRENEBİLSEYDİ...

Prof. Dr. Özer Ozankaya

“68 Kuşağının 50. Yılı” kitle iletişim ölçeğinde yoğunlukla anılırken, bu yayınlarda dile getirilen ve getirilecek düşüncelere, değerlendirmelere, dolayısıyla tarihe ışık tutacağına inandığım için, Atatürk’ün “doktriner” tutum ve davranışlardan uzak durma gereğine Kurtuluş Savaşı’nın başında da, toplumsal- ekonomik - kültürel devrimlerinde de nasıl özen gösterdiğini ve uyarıda bulunduğunu; 1960 özgürlük anayasasının sağladığı ortamın bu örnek ve uyarılardan “habersiz” (?!) kalınıp önemli ölçüde verimsizce “harcandığını” belirtmek çok öğretici olacaktır kanısındayım.

OLGU 1: Kurtuluş Savaşı başlarında, Mustafa Kemal, “Adımızı koyalım: kapitalist mi olacağız, bolşevik (=sosyalizmin uygulamadaki en önde gelen örneği) mi olacağız?” soru ve çağrılarını, savaş ortamının gerektirdiği üzere -Batılı emperyalistleri de, Bolşevik Rusya’yı da “kollayarak”, ama hiç ödün vermeden- şöyle yanıtlamakta, Ulusal Kurtuluş politikasına şu doğrultuyu vermektedir:

“EFENDİLER, DEĞİŞİMLERİN DEĞİŞMEZ VE DURAĞAN YASALARI YOKTUR. BİR TOPLUMA YARARLI OLABİLMİŞ BİR DÜŞÜNCE, BİR BAŞKASININ YIKIMINA YOL AÇABİLİR. ONUN İÇİN BİZ KENDİ GERÇEĞİMİZİ KENDİ İÇİMİZDEN BULUP ÇIKARMALIYIZ. BİZ BENZEMEMEKLE VE BENZETMEMEKLE ÖVÜNMELİYİZ; KENDİMİZ OLMALIYIZ.”

Atatürk, “bilimsel yöntemin geçerlik ilkelerinden ‘gerçekliğin somutluğu’ ilkesini” anlatan bu düşüncesini, 1927 yılında yazdığı NUTUK/SÖYLEV’de daha açık biçimde ve bir yöntembilim kitabında çerçeve içine alınacak bir etkinlikle anlatmıştı:

“BİZİM PROGRAMIMIZA KARŞI ÇIKANLAR, ONU, GÖRMEĞE ALIŞIK OLDUKLARI BİR KİTABA (=DOKTRİN ANLAMINDA, Ö. O.) BENZETEMİYORLARDI. OYSA PROGRAMIMIZ TEMELLİ (=SOMUT GERÇEĞE DAYALI, Ö. O.) VE İŞLEMSELDİ (=UYGULAMANIN SORUMLULUĞUNU DA ÜSTLENMİŞTİK, Ö.O).

“BİZ DE İSTESEYDİK UYGULANAMAYACAK DÜŞÜNCELERİ, KURAMSAL AYRINTILARI YALDIZLAYIP BİR KİTAP (=DOKTRİN, Ö.O.) YAZABİLİRDİK. ÖYLE YAPMADIK. ULUSUMUZUNN MADDİ VE MANEVİ GELİŞME GEREKSİNİMLERİ DOĞRULTUSUNDA, İŞLEM VE EYLEMLERİMİZLE SÖZLERİN VE KURAMLARIN ÖNÜNDE GİTMEYİ YEĞLEDİK.”

Yöntembilim bunu, “Sürgit geçerli kuram olamaz.” ilkesiyle anlatır. (Örneğin Alfred Whitehead: “Bir bilim kuramı, uygulamada karşılaştığı sorunları çözme yolunda ilerlemiyorsa, ömrü bitmiş demektir.)

OLGU 2- Atatürk, 1929 yılına gelindiğinde, yâni artık ulusal ekonomiyi sanayisi, tarımı ve hizmet sektörleriyle oluşturmaya ve EKONOMİ POLİTİKASI konusunda izlenecek yolu saptamaya sıra geldiğinde, kapitalist Batı’yı da, sosyalist Sovyetler’i de açıkça ve “demokrasinin belirgin niteliklerini” ölçüt alarak eleştirmeğe geçmiştir.

Bunu, tüm orta öğretim kurumlarında okutulmak üzere kendi eliyle yazdığı, ama yalnız demokrasiyi amaçladığı için, her yurttaş tarafından özgürce irdelenip eleştirilerek okunabilsin diye kendi adıyla değil, iznini aldığı Prof. Afetinan’ın adıyla yayınlattığı YURTTAŞ İÇİN MEDENİ BİLGİLER adlı kitabında yapmıştır.

Kapitalizmi, emek sömürüsünden, tekelciliğe, kamu yararını gözardı edişinden ulusal bağımsızlığın devletin ekonomiyle doğrudan ilgilenmesini gerektirişini gözardı edişine ... değin tüm açılardan eleştirmektedir.

Ama Atatürk, sosyalizmin de aynı açık sözlülükle eleştirisini yapmaktadır:

“Bir toplumu, bir bölüm insanlarının düşüncelerine zorla tutsak etmek ve cılız bağımlılar olarak yaşatmak, doğru ve akla-uygun bir yönetim biçimi değildir. Bugünkü bolşeviklikte biz bunu görüyoruz.”

Atatürk, bunların yerine, “ÇAĞDAŞ TOPLUMUN PLANLAMA GEREĞİ İLE ÖZGÜRLÜK GEREĞİNİ BİRLİKTE KARŞILAMA’ bilinciyle demokratik devletçilik ilkesini geliştirdi.

Bu kitap, ne ilginç ve ne yazık ki II. Dünya Savaşı ve onu izleyen iki kutuplu, soğuk savaşa dayalı uluslararası ilişkiler döneminde “kayıplara karışmış”, orta öğretim kurumlarında okutulmaz olduktan başka genel okur kitlesi için de bulunmaz olmuştur. Tâ ki 1963’te UNESCO’nun Atatürk’ün 25. Ölüm yıldönümünde düzenlediği anma etkinlikleri dolayısıyla Prof. Afetinan’ın kitabın yeni basımını, Atatürk’ün elyazısıyla yazdığı fotokopileriylr birlikte yayınlamasına değin*.

Ama o tarihte Atatürk’ün yokluğundakİ CHP, O’nun bu doktrinerlik-karşıtı, bilimsel tutumunu gözardı etmiş, Atatürk’ün “iyi, yurtsever bir asker; ama sosyoloji bilmez” gibi sunulmasını etkin biçimde önleyememiş, onun yerine doktrinerliği kolaylaştırıcı ORTANIN SOLU politikasını ortaya atmıştır. Böylece kendisine “Ortanın solu, Moskova yolu!” diyen haksız ama etkili eleştirinin yapılmasına yol açtığı gibi, gençlik içinde de Atatürk’ün yapmış olduğu yaşamsal değerdeki uyarılardan habersiz kalanların bir bölümünün sağ şiddete savrulmasına, bir bölümünün de “ortanın solunun da solu”na yönelerek, hatta ne yazık ki onların da silaha, yani hukuk-dışılığa,meşruluk-dışına bulaşmasını, hepsinin “enerji ve yurt ve ulus-severliklerinin boşa harcanmasını önle(ye)memiştir.

Bu durum, demokrasi karşıtı, dolayısıyla Atatürk Cumhuriyeti düşmanı gerici siyasal parti ve kesimlerin etkinliğini kolaylaştırıcı olmuştur, kanısındayım.

Türk demokrasisi Atatürk’ün bu bilimsel, yani doktrin-karşıtı düşünce ve eylem dizgesinin değerinin anlaşılmaması ya da anlaşılmak istenmemesi “yanlışı”ndan çok zarar görmüştür.

*Atatürk’ün Yurttaş İçin Medeni Bilgiler kitabını, günümüz Türkçesiyle ve (Atatürk’ün Demokrasi Dersleri) alt başlığı ile yayınladım. Son baskısı ADD Gnl . Mrkz. Yayını olarak yapıldı. ADD’den edinilebilir.




Editör: Ender Erdemil




FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EĞİTİM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI