Bugun...


GÜNÜMÜZ SİYASETÇİLERİNE 97 YIL ÖNCE VERİLEN DEMOKRASİ DERSİ!
Tarih: 05-08-2018 21:13:25 Güncelleme: 08-08-2018 06:01:25 + -


Prof Dr. Özer Ozankaya, sosyal medya sayfasında Mustafa Kemal Paşa’nın 4 Ağustos 1921 tarihinde TBMM’de bugünün siyasilerine büyük bir demokrasi dersi verdiğini yazdı. Mustafa Kemal Paşa’ya ’Başkumandanlığın verilip verilmemesinin tartışıldığı mecliste konuşan Mustafa Kemal Paşa Meclis'in, yetkilerini bir kişiye, geçici de olsa, tanımada ne kadar titizlik gösterse o kadar yeri olduğunu, konunun en yüksek bir titizlikle irdelenmesinin çok yerinde olduğunu söyledi.

facebook-paylas
Tarih: 05-08-2018 21:13

GÜNÜMÜZ SİYASETÇİLERİNE 97 YIL ÖNCE VERİLEN DEMOKRASİ DERSİ!

Prof Dr. Özer Ozankaya sosyal medya sayfasında gelişmeleri şöyle anlattı:

4 AĞUSTOS 1921: GÜNÜMÜZ SİYASETÇİLERİNE 97 YIL ÖNCE VERİLEN DEMOKRASİ DERSİ!

97 yıl önce bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Erzurum Kongresi'nden beri hiçbir ASKERİ GÖREV VE YETKİSİ BULUNMAYAN Mustafa Kemal'den Başkomutanlık görevini üstlenmesi isteniyordu!

Bu oturumlarda yapılan görüşmeler, Atatürk yönetiminde ulusal egemenlik ilkesine ne denli özenle uyulduğunu, AKP yönetiminde ise, meşruluğu tartışmalı bir halk oylamasıyla geçirilen Anaysa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, yani ulusal egemenlik düzeninin en başta gelen kurumunun ne denli etkisiz konuma düşürüldüğünü gözler önüne seriyor!

ULUS VE YURDUMUZ iÇİN ÖZGÜRLÜĞÜN DE, ESENLİĞİN DE ANCAK VE YALNIZ ATATÜRK'ÜN DÜŞÜNÜŞ VE EYLEMİNDE, YOL VE YÖNTEMİNDE OLDUĞUNU, İKTİDARI VE MUHALEFETİYLE TÜM SİYASAL KADROLARA SERGİLEYEN BİR ÖRNEK ORTAYA KOYUYOR.

O gün, yani 4 Ağustos 1921 günü, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Kurtuluş savaşının, ulusal egemenliğe dayalı devlet ve toplum düzeni yönünde gelişmesinden kaygılanan gerici üyeler, Yunan saldırısı karşısında Türk ordularının başarısına güvenmedikleri için; Mustafa Kemal ordunun başına geçer ve yenilirse O'ndan, yani demokratik değişimden kurtulmuş olacaklardı. Onun için ordunun başına geçip komutayı üstlenmesinde diretiyorlardı.

Oysa Mustafa Kemal'den yani çağdaş bir demokratik toplum kurulmasından yana olanlar, üstün düşman güçleri karşısında Mustafa Kemal'in karşılaşacağı bir başarısızlığın, ulusun son olanağını da yitirdiği anlamına geleceğinden korkuyor, bu son güvenceyi henüz savaş meydanına sürmek istemiyorlardı.

Ancak gerici grubun yaygarası, Meclisin içinde ve dışındaki iyi niyetli çoğunluğu da, sanki durumun gerçekten düzeltilemeyecek kadar kötü olduğu kaygısına düşürmüştü.

Mustafa Kemal, artık başkomutanlığı almamanın sakıncalarının daha ağır basmakta olduğunu gördü. Bunun üzerine, 4 Ağustos 1921 günkü gizli Meclis oturumunda söz alıp, üyelerin kendisine gösterdikleri güvene teşekkür ettikten sonra bir önerge sundu:

"TBMM Yüksek Başkanlığına

Meclisin saygıdeğer üyelerinin genel olarak beliren istek ve dilekleri üzerine Başkomutanlığı kabul ediyorum. Bu görevi, kendi üzerime almaktan doğacak yararların en büyük hızla elde edilebilmesi, ordunun maddi ve manevi gücünün en kısa zamanda arttırılıp pekiştirilmesi ve yönetimin bir kat daha sağlamlaştırılması için, TBMM'nin yetkilerini eylemli olarak kullanmak koşuluyla kabul ediyorum.

Yaşamım boyunca ulusal egemenliğin en sadık bir hizmetkârı olduğumu ulusa bir kez daha göstermek için, bu yetkinin üç ay gibi kısa bir süreyle sınırlandırılmasını ayrıca isterim. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal"

TBMM üyelerinin bu önerge karşısında aldıkları durum, Mustafa Kemal'in başkomutanlığı almasını iyi niyetle isteyenlerle kötü niyetle isteyenleri birbirinden ayırmayı kolaylaştıracak nitelikteydi.

Gericiler, "Bir kez Başkomutanlık sanını veremeyiz. O TBMM'nin özündedir. Ancak Başkomutan vekili denilebilir! Ayrıca Meclisin yetkisini kullanmak gibi bir ayrıcalık verilmesi de hiçbir zaman söz konusu olamaz!" diyorlardı

Mustafa Kemal ise, padişah ve halifelerce verilen yıpranmış "Başkumandan Vekili" sanını takınamayacağını, kendisinden istenen iş neyse onun adıyla anılmasını istedi.

Ama Meclis'in, yetkilerini bir kişiye, geçici de olsa, tanımada ne kadar titizlik gösterse o kadar yeri olduğunu, konunun en yüksek bir titizlikle irdelenmesinin çok yerinde olduğunu söyledi.

Ancak, bu yetkilerin tanınmasını, Meclisin tümden işlemez duruma sokulması olasılığından ya da kendi başlarından korkarak engellemek isteyenler varsa, bu tür kaygılara yer olmadığını, yetki yasasına getirilecek iki sınırlama maddesiyle bunların önlenebileceğini belirtti.

Meclis'in onayına sunduğu yetki yasası:

"Başkomutan, ordunun maddi ve manevi gücünü en büyük ölçüde arttırmak ve yönetimini bir kat daha sağlamlaştırmak için, TBMM'nin bununla ilgili yetkisini Meclis adına eylemli olarak kullanabilir." diyordu.

Öneri böylece kabul edildi.

O gün, ulus egemenliğini önlemek için Türk ordusunun yenilmesini isteyen gericiler, Atatürk'ün ölümünden sonra günümüze dek artan ölçüde emperyalistlerle işbirliği ederek, paralelleriyle elbirliği içinde, iktidarı ve muhalefetiyle, açıktan ve örtülü olarak, BOP emellerine çalışacak kadar ulusal egemenlik düşmanlığı yapageldiler.

ULUS VE YURDUMUZ iÇİN BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜĞÜN DE, ESENLİĞİN DE ANCAK VE YALNIZ ATATÜRK'ÜN DÜŞÜNÜŞ VE EYLEMİNDE, YOL VE YÖNTEMİNDE OLDUĞU HER GEÇEN GÜN GÜNEŞ GİBİ ORTAYA ÇIKIYOR...

Bknz.: Özer Ozankaya, CUMHURİYET ÇINARI: MUSTAFA KEMAL'İ "ATATÜRK" YAPAN UYGARLIK TASARIMI, (CEM Yay.)




Editör: Ender Erdemil



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EĞİTİM-KÜLTÜR Haberleri

YUKARI