X 20
Bugun...



TÜRK DİL KURULTAYI'NIN 86. YILDÖNÜMÜNDE DİL DEVRİMİMİZ KUTLU OLSUN!

Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin ulusal ve zengin olması ulusluk duygusunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil bilinçle işlensin.

facebook-paylas
Tarih: 26-09-2018 16:09

TÜRK DİL KURULTAYI'NIN 86. YILDÖNÜMÜNDE DİL DEVRİMİMİZ KUTLU OLSUN!

Türk Dil Kurumu, Atatürk’ün  öncülüğüyle, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932 tarihinde  kuruldu. Amacı, “Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak belirlenmişti. Türk Dil Kurumunun kurulması ardından 26 Eylül 1932 tarihinde Birinci Türk Dil Kurultayı toplandı. 26 Eylül günü Türk Dil Bayramı sayıldı. 1936 yılında toplanan 3. Türk Dil Kurultayında kurumun adı Türk Dil Kurumu olarak değiştirildi.

Prof.  Dr. Özer Ozankaya sosyal medya sayfasında Türk Dil Devriminin önemini vurgulayan bir yazı yayınladı. Türk Dil Devrimimizin 86. yıldönümü kutlu olsun

Prof. Dr. Özer Ozankaya’nı yazısı:

TÜRK DİL KURULTAYI'NIN 86. YILDÖNÜMÜNDE DİL DEVRİMİMİZ KUTLU OLSUN!

Türkçeyi Arap yazısı ve Arapça-Farsça karışımı,dilbilgisi yapısı olmayan Osmanlıcanın boyunduruğundan Türk abecesi yardımıyla kurtarıp bilim, uygulayım,hukuk, yasa,yönetim, düşün ve sanat dili olmasını sağlayıp ulusal birliğimize de çimento yapan 86. Türk Dil Bayramı kutlu olsun.

Yine Atatürk'ün önderliğinde gerçekleşebilen ve gerçek bir DEMOKRATİK KÜLTÜR DEVRİMİ olan dil devrimimiz, yalnız dilimize salgın gibi sardırılan Arapça, Farsça, giderek Fransızca, İngilizce sözcüklerden kurtarmakla kalmadı.

Örneğin, "maarif" yerine eğitim, "tedrisat" yerine öğretim, "ta'mim" yerine genelge, "rey" yerine oy, "ta'rif" yerine "tanım", "muasır" yerine çağdaş, "intihab" yerine "seçim" "celse" yerine "oturum", "ta'mir" yerine onarım, "vazife" yerine öde,v, "nizamname" yerine tüzük, "ekseriyyet" yerine çoğunluk, "ekalli, yet" yerine azınlık, "aksül'amel" yerine "tepki", "ta'bir" yerine "deyim", "alakadar" yerine ilgili, "rûznâme" yerine gündem, "müsta'mere" yerine sömürge, "mütekaid" yerine emekli, "kurun-u vusta" yerine ortaçağ, "şûra-yı devlet" yerine danıştay, "tegmyiz" yerine "yargıtay", "divan-ı muhasebat" yerine sayıştay, vb. onbinlerce güzel Türkçe sözcükleri kullanmakla sınırlı bir devrim değildir.

Osmanlıca denilen dil karmaşası, yazılan ama konuşulmayan, kendine özgü dilbilgisi yapısı ve kuralları olmayan, bu nedenle ne Türk'ün, ne de Arap ya da İranlının anlamadığı, onunla bilim, sanat, teknoloji yapmasına olanak vermeyen, Türke karşı bir baskıcılık ve aşağılayıcılık diliydi.

Hem Türkçeyi yönetimin, hukukun, bilim ve sanatın dışında tutuyor, hem de Türk'ü, örneğin Şair Nef''i ağzıyla "Huda (Tanrı)Türk'e çeşme-i irfanı (bilimi, yapımı, görgüyü) haram etmiştir" diye aşağılıyordu. En yakın tarihli değerli aydınları bile "Âlâm-ı ben-i nev'iyle kesb-i melâlet etmek" diyordu; "Nerdübanlar bûsiş-i nermin-i dâmânıyle mest" diye yazıyordu...

Ama Türkçe, gücünü, bu yüzlerce yıl boyunca her biri bir okul, her deyişi bir kitap işlevi gören ozanlarımızın deyişlerinde gösterdi. Osmanlıca'ya yenilmedi ve Atatürk Cumhuriyetiyle dünyanın en zengin dillerinden birisi olabileceğini kanıtladı.

"Sözünü bilen kişinin yüzünü ağ eder bir söz - Sözü pişirip diyenin - İşini sağ eder bir söz" diyen Yunus Emre, tek başına bu gözlemimizi kanıtlamaya yeter.

Ama "Derdim bana derman imiş bilmedim" diyen Veysel'de anlatıma gelen eytişim (diyalektik) örneğini de anmadan geçemeyeceğim.

Son sözü, 86. yıldönümünü kutladığımız Türk Dil devriminin önderi, kendisi bugün ulus olarak kullandığımız bir çok geometri terimlerini üreterek de doğrudan doğruya devrimin içinde yer almış olan, ulusumuzu bağımsızlık ve özgürlüğüne, birlik ve bütünlüğüne kavuşturan ATATÜRK'e, en içten saygı ve sevgilerimizle devrimlerine bağlılığımızı bileğleyerek bırakalım:

"Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin ulusal ve zengin olması ulusluk duygusunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil bilinçle işlensin.

Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır."




Editör: Ender Erdemil




FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EĞİTİM-KÜLTÜR Haberleri

YUKARI YUKARI