X 20
Bugun...



YARALI KEKLİK'E TEHDİT: TIMARHANEYİ GÖSTERDİLER

Tayini çıkan önceki kaymakam, yeni gelen kaymakama “Sana bir yaralı keklik bırakıyorum, işini bitir” demiş.

facebook-paylas
Güncelleme: 29-10-2018 05:16:39 Tarih: 28-07-2018 14:45

YARALI KEKLİK'E TEHDİT: TIMARHANEYİ GÖSTERDİLER

Tayini çıkan önceki kaymakam, yeni gelen kaymakama “Sana bir yaralı keklik bırakıyorum, işini bitir” demiş.

Yusuf Çelik

Yaralı Keklik, gerçek ismiyle Mustafa Uysal, gene sırtında bir çuval evrakla, kan ter içinde kapımızı çaldı. Gene “Sizden başka kimse bana yardım edemez” diyerek çanta dolusu evrak içinden gerekli olanları aramaya başladı. O evrak ararken ben de onu incelemeye başladım. Üzerindeki giysiler hiç değişmemişti. Nasırlı elleri de… Yüzündeki çizgiler biraz daha derinleşmişti, o kadar. İçimdeki o tanıdık isyan duygusu yeniden kabarmaya başlıyordu. Nasıl kabarmasın ki? Onun başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemişti. Sahi, ne istiyorlardı bu gariban çiftçiden? Hafızası kuvvetli okuyucularımız bilirler ama yeni okuyucularımız için çok kısa bir hatırlatma yapalım:

Tayin olan kaymakam, yerine gelen kaymakama “Sana bir yaralı keklik bırakıyorum, işini bitir” dediği için, devlet dairelerinde bu isimle anılmaya başlandı.

Tapulu veya kiraladığı arazilere ektiği yem bitkileri için destek alması engellendi. Müfettiş istedi, haklı çıktı. Ama ertesi yıl aynı konuda verdiği dilekçe yırtıldı. Tahkim Kurulu onun için “5 yıl destekten men” kararı aldı. Dava açtı, kazandı.

Kendisi yokken mezraya gelen İlçe Tarım görevlileri koyunların yarısını aşılayıp diğerlerini bırakarak gittiler. Arkadan bir yazı geldi: Koyunlarını aşılatmadığı için ceza kesilmişti. Ayrıca, 80 baş koyunu 156 baş olarak gösterildi. Çünkü koyun sayısı 150’yi geçerse Tarım Bağ-Kur’a üye olması gerekirdi. Yani çocukları üzerinden yararlandığı sağlık hizmeti için artık para ödemesi gerekecekti.
 

Ormanda ağaç kesilmiş, suçlu gene O! Açılan davada beraat ettiği gibi, yalancı şahitler hakkında suç duyurusu kararı alındı.

“Kazı yapıyoruz” denilerek mezradaki çeşmesinin suyu kesildi. Kullandığı yol da tahrip edildiğinden her gün evine eşeğiyle 5 km.den su taşımak zorunda kaldı.

Alanya’da aynı isimli bir kişinin trafik cezası da ona kesildi. Ehliyeti olmadığını ispatlayınca cezadan kurtuldu. İlgili kişiye “O kişinin ben olmadığımı bilmiyor musunuz?” diye sorunca “Tabii ki biliyoruz. Ama bunu, o şikayet dilekçelerini yazarken düşünecektin” cevabını aldı.

Jandarma eşliğinde ertesi gün Bozyazı’dan Adana’ya hastaneye götürülecekken, “Evimde yatayım, sabah geleyim” isteği reddedildi. Mezrasında olmadığı o gece bekçi köpeği zehirlenerek öldürüldü ve 26 koyunu çalındı.

Bu sefer ki derdi neydi acaba?

“Beni tımarhaneye tıkacaklar” diyerek önüme iki rapor koydu. “ Anamur 2. Asliye Ceza Mahkemesi beni üç keredir hastaneye gönderiyor. Mahkeme başkanı Selahattin Kumcu her oturumda bana ‘seni tımarhaneye göndereceğim’ diyordu. İlk olarak Mart 2016’da beni jandarma nezaretinde götürdüler. Doktorlar bana duvardaki bir yazıyı okuttu, bazı sorular sordu. Sonra ‘Senin bir yakınınla da görüşmemiz gerekir’ dediler. 23.06.2016 günü yanımda oğlumla tekrar gittim”

Peki, doktorlar oğluna neler sormuş?

“Oğluma ‘Baban devamlı Başbakana, Cumhurbaşkanına mektup yazıp insanları şikayet ediyor, devlet içinde ihanet çetelerinin olduğunu söylüyormuş. Akıl sağlığı bozuk olabilir mi?’diye sormuşlar. Oğlum da bunun normal bir vatandaşlık hakkı olduğunu, yazdığım mektuplarda anlattığım her şeyin belgeli ve gerçek olduğunu, bu hainlerin beni susturmak istediğini, benim deli olmadığımı söylemiş. Bunun üzerine doktorlar ‘Biz olayın böyle olduğunu bilmiyorduk. O hakim niye bize yollamış bu vatandaşı? Olay bizlik bir olay değil’ demişler” Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin ilk raporundan anlıyoruz ki, yaralı keklik “deli” değilmiş.

Ama aradan bir yıl bile geçmeden aynı mahkeme bir karar daha alıyor: Yaralı keklik tekrar aynı hastaneye sevk edile!

“Kararı duyar duymaz hemen Mersin’e gelip Cumhuriyet Savcısıyla görüştüm. 6 sayfalık bir dilekçe verdim. Bozyazı ve Anamur’daki çetenin tüm yaptıklarını ve beni susturmak istediklerini anlattım. Ayrıca Sağlık Bakanlığına da durumu anlatarak, beni gönderecekleri hastaneyi uyarmasını, can güvenliğimden endişe ettiğimi belirttim. İşimi bitirdikten sonra jandarmayı arayıp, beni Mersin’den alın dedim, gittik. Doktorlardan biri ‘Seni Bakırköy’e gönderirsek ne yaparsın?’ diye sordu. Ben de ‘ Benden önce 80 milyonu göndermeniz gerekiyor. Çünkü burası bir hukuk devletidir’ dedim. Sonra Jandarma beni getirip Bozyazı’da bıraktı”

Hastanenin ikinci raporunda “Halihazırda yapılan muayenesi ve tüm dosyalarının incelenmesi sonucu oğlunun verdiği anamnezin sağlık kurulunu yanıltıcı nitelikte olabileceği değerlendirilmiş olup, kişi hakkındaki kararın yatırılarak müşahede edilmesi sonrası verilmesi uygun olacaktır. Bu doğrultuda kişi hakkında çıkarılacak CMK 74 kararı ve dava dosyası ile tekrar gönderilmesi uygundur ” denilerek, mahkemeden gerekli kararın çıkarılması talep ediliyor.  Bu durumda Anamur 2.Asliye Ceza mahkemesinin kararı merakla bekleniyor.

Raporun ne anlama geldiğini soruyoruz, Mustafa Uysal cevaplıyor “Verdikleri ilk raporu çürütmek için, oğlumdan aldıkları ifadelerin yanıltıcı olabileceğini söylüyorlar. Oğluma sorulan soruları ve cevaplarını size söyledim. Hangi ifadesi onları yanıltılmış olabilir ki?”

Bugüne kadar Yaralı keklikle defalarca görüştük ve haber yaptık. Benim fikrimi sorarsanız, böyle “deli” dostlar başına derim. Evet, doktor değilim ama danıştığım uzmanlar da bu durumu “biraz garip” bulduklarını söylediler.

Şimdi soruyoruz: Ey ilgililer!

Bir hâkim bir sanığa “Seni eninde sonunda tımarhaneye tıkacağım” diyor ve sanığın yaptığı reddi hâkim başvurusu kabul edilmiyorsa,

Bir hastane heyeti bir kişiye sağlam raporu verip aradan bir yıl bile geçmeden “Düşündük de, yanıltılmış olabiliriz. Seni bir de yatırarak muayene edelim” diye mahkemeden karar istiyorsa,

Bu nasıl bir “deli”dir ki, defalarca mahkemelik olup, hem yerel mahkemeler, hem de temyizlerinde hep haklı çıkıyor ve Başbakanlığa şikâyette bulunduğu kişilerden biri dolandırıcılıktan yargılanıyor, FETÖcü olduğunu bildirdiği bir eski milletvekili FETÖden tutuklanıyor ise,

Ve en tuhafı da, burada sayamayacağımız onlarca benzer olay nedense hep aynı kişinin, yani bizim yaralı kekliğin başına geliyorsa,

Lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve cevaplayın: Bu işte bir gariplik yok mu?




Editör: Ender Erdemil




Etiketler : Yaralı keklik

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNCEL Haberleri

YUKARI YUKARI