Bugun...


Bertan Onaran

facebook-paylas
TURGUT UYAR
Tarih: 28-07-2018 15:52:00 Güncelleme: 28-07-2018 15:52:00


“O güzelim atlara binip gitmiş  o güzelim insanları” güzelim Türkçemizin gök kubbesinde bıraktıkları hoş sedalarla anmayı sürdürelim. 

Turgut Uyar’la güzeller güzeli yoldaşı Tomris Uyar’ı da elbet De Yayınları’nda Yeni Dergi aracılığıyla tanıdım; Turgut’un şiirlerini, Tomris’in  de gerek çevirilerini, gerek yazılarını basardı sevgili Memet Abimiz. 

Yazın dünyasının bütün öbür benzersiz yıldızları gibi, onların da can dostları arasına katılma mutluluğunu yaşadık, evlerinde kim bilir kaç geceyi paylaştık; sonra önce Turgut’un, epey sonra da olsa, ardından Tomris’in gidişiyle yüreklerimiz dağlandı; şimdi hepiniz gibi, biz de geride bıraktıkları inanılmaz derecede hoş sedalarla avunmaya çalışıyoruz.

Turgutçuğumun önce, 1949 yılında basılmış ilk kitabı Arzı-ı Hâl’den bir şiir seçiyorum: 

GARİP ANADOLUMUN DAĞLARI 

Garip Anadolumun dağları,

 Dağların efendileri, ağaları.

Güzelsiniz, ulusunuz, hoşsunuz.

Dört mevsim içinde dört mevsim kışsınız.

Garip Anadolumun dağları,

Dağların efendileri, ağaları…

İyi kalpli, anlayışlı, gösterişsiz,

Fakir köylerimi beklersiniz.

Bazen yolsuz korsunuz, yoksuz korsunuz,

Haritada bile ne heybetli durursunuz. 

Fakir Anadolumun dağları,

Ramanlarım, Nemrutlarım, Süphanlarım,

Verecek bir şeyim yok ise gönlümden başka,

Uğrunuzda, üstünüzde kalsın kanlarım…

Garip Anadolumun dağları,

Dağların efendileri, ağaları.

Oy, dağlar, garplı dağlar, şarklı dağlar,

Türkülü, şarkılı dağlar.

…….

Ardınızda yâr  ağlar… 

1962’de basılmış Tütünler Islak’tan bir şiir: 

ÇOK ÜŞÜMEK 

Bir Kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın

Urban içinde Üşüyüp Üşüyüp kaldığımızın

Bir Kalır yanık yağlar kokusu şehirlerde

Uzun nehirlere binip uzaklaşmadıkça

Bir Kalır yabancı yataklarda o oteller

Meydanlar heykeller sizin olmadığınız her yer

O çok yalınç gerçekli gelip gitmeler

Bir Kalır uzun duvarlar ve onların dipleri

Bir Kalır Yılgın Adamların hep “Evet” dedikleri

Çok üşürdük hep üşürdük üşümekti bütün yaşadığımız

Üşürdü ellerimiz aşkımız sonsuz uzun sakallarımız

Tükenir dağınık diriliği kaşıntımızın bir gün

Bir Kalır uzun kitaplarda anısı çok Üşüdüğümüzün. 

1982’de basılmış Kayayı Delen İncir’den: 

BİR METİN NASIL YAZILMALI

Tomris için bir öykü yazılacaksa

o öykü güzel bir öykü olmalı

kendi verdiği deftere el yazısıyla

topraktan çıkarılmış bir el yazısıyla

taze bir yazı / gümüş para gibi eski ama

Güzel bir öykü nasıl yazılır? işte bir soru.

Önce kurttan kurtlardan söz etmeli galiba

yaşlanmaya koşuşan genç ve derin soluklu kurtlardan

bir balığın adı geçebilir sonra / nasıl bir balık?

yenmeyen.

sonsuz giysisiyle bir adabarbunyası

kandökücü bir denizaygırı ile birlikte

hiç söz etmemeli polyesterden plastikten

ama / bir damla kemiği hiç unutulmamalı

keyifle eti sıyrılacak

elbet sonra rakı da

 susuz ve imkânlı

bir ev:

çatısı unutulmuş

bir kedi!

patileri tüylü toprağa basmamaktan

ama şişman onurlu

tembel ve yeşilli .

bir çocuk!

sarı kafalı

inatçı, güzel ve ağırkanlı

Aritmetikte yanlış yapılabilir

İmlâda asla!...

bir ayı girmelidir öyküye

ayıcı, ayıcının yedeği ve palavracı bir çocukla birlikte

vaktin bir yaz günü akşamüstü olduğu unutulmamalı

bir resim!  

kırmızı ve mavisi bol

hınzır bir su terazisi

(suyu tartmadığından

bu gerekmeyebilir

seki de gerekir, bilmiyorum ki.)

ama öyle mengene desimetrik sibernetik

ve çamaşır makinası kesinlikle olmamalı.

Evet! eksiksiz bir deniz ve gökyüzü

başkişileri öykünün

nerden geldikleri belli olmayan

- uyrukları da belli değil –

kalın ya da ince hiçbir manto konulmamalı öyküye

ama uzak şapkalardan

uzak aşklardan uzak anıştırmalar bulmalı

öyle bir kentin en kesin saatlerinde bile

bir çiçekle bir kuşun varlığı gibi

iğne iplik kesinlikle giremez öyküye

teyel meyel ilik düğme hakeza

Alkol kendiliğinden girer

en alımlı biçimleriyle

ve hiç çıkmaz / çıkmasın varsın

Ölüm

olsa da olur olmasa da

ama güzel bir ölümse

şaşkın bir ölümse yaşamaktan

ya bir geyikse ölüm

ne olursa olsun

o bir parantezle çıkar aradan

yeri sonra saptanır

tarihte ya da coğrafyada

yani hayatla birlikte

nasıl biter öykü, bitmeli:

Tomris gelir ya da başka birisi

 bir tabağa çorba koyar tencereden

ama kesinlikle üçler kepçeyi

dolunay gider

kesin kuşlar ve çiçekler hüzünlenir

yani gece olur bir bakıma

haziran iğdelerde koyu koyu demlenir

kiracılar ve ev sahipleri ve mobilyacılar uyurlar

gemi adamları suları kesip evlerine giderler

ve öykü biter. 

O iki güzel varlığın ikisi de gitti, bereket şiir, öykü bitmedi!

Güncel Mersin, 7 Temmuz 2013





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI