Bugun...


KONUK YAZAR

facebook-paylas
SINAV SONUÇLARINI ELEŞTİREN ÖĞRETMENE
Tarih: 29-07-2019 12:17:00 Güncelleme: 29-07-2019 12:17:00


Mahiye Morgül

Sınav sonuçlarına bakıp da eğitimin haline ağlamayan yok. Köşe yazıları bunlarla dolu. Ağlayanların içinde öğretmen yazarlar da var. Böyle bir köşe yazarı hele ki edebiyat öğretmeni olursa, bana da bu konuda yazmak düşer.

Baştan söyleyeyim, ağlamak analara düşer, öğretmenlere değil. Sistem değişikliğine gidiyoruz diyerek bu sorunları üreten hükümet nasıl ki buna çare olamazsa, sorunun parçası olan öğretmenler de buna çare öneremezler. Yapmaları gereken “sendikalarıyla ve velilerle birlikte direnip eğitim kalelerini korumak”tı, yapmadılar.

Kabahati başka yerde aramadan itiraf edelim, bütün öğretmenler sınıfta kaldı. Yıllardır ders verdiğiniz öğrenciler bunlar. “Bu kitaplarla eğitim olmaz, içi boşaltılan müfredatla eğitim olmaz” demediniz, kendi öğrenciliğinizde kullandığınız ders kitaplarını unuttunuz. Bu sınav sizin karnenizdir, defolu ürün çıkarttınız:

Matematik: 40 soruda 4.7 doğru

Fizik: 14 soruda 1.03 doğru

Kimya:13 soruda 1.29 doğru

Biyoloji: 13 soruda 1.29 doğru

Türk Dili ve Edebiyatı: 24 soruda 4.9 doğru

Bir edebiyat öğretmeni köşe yazarı arkadaşımız ÖSYM tarafından yayınlanan 2019 sınav ortalamasına bakarak üzüntüsünü şöyle yazdı:

Ne kadar içler acısı değil mi? Ama durum bu ne yazık ki… Bence eğitim sistemimiz sınıfta kalmış…”

Çuvaldızı kendinize batıracak olan başkası değil, kendinizsiniz. Aslında bu sonuçları bekliyor olmalıydınız, neden hayal kırıklığına uğramış gibi davrandığınızı anlamıyorum.  “Sustuk, sıra bize geldi “ diyemiyorsunuz.  

Okulda eğitim bitti, öğretmenlerin okulda işi kalmadı. Sistem değişti, öğrenci istiyorsa açık öğretimden ister internetten çalışır sınav şirketinden gider sertifikasını alır, artık bu yola girildi, görmüyorsunuz.

Bu zamana kadar velinin beynine öğrenilmiş çaresizlik kazındı; “öğrenci okulda bir şey öğrenmiyor, okula vermenin anlamı kalmadı” deme noktasına getirildi. İstenen buydu, yazboz tahtası değil, her virajda contaları biraz daha gevşetmekti maksat, son virajda öğrencileri de öğretmenleri de bu araçtan fırlatıp atacak bir eski arabadan kurtulmak, küresel piyasanın yeni “kullan-at” eğitim materyallerinin satışına meydan açmaktı maksat. 2024 son viraj. Ziya Selçuk bunun uzmanıdır.

 Artık edebiyat öğretmeni yazar arkadaşımızın şunu anlaması lazım, okulda öğrenci yoksa öğretmenin de orada işi yoktur, otursun kendine ağlasın, “Mesleğe veda” yazıları yazsın.  Eğik yazıyla okula başlayan öğrencilerden ayrıca özür dilesin.

Eğik yazıyla başlayıp daha sonra Tıp Fakültesine gidebilen öğrencileri onları birinci sınıfa başladıklarında okutan ilk öğretmenleri laboratuar dersine girip izlesinler. Elleri cam tüp tutamayanları, şırınga tutamayanları hatta bisturi tutamayanları hocalarının nasıl azarladığını görsünler. Eğik yazıyla başlayan ve cetvel pergel iletki kullanmadan lise bitiren bu gençlerin ellerini kullanma becerisi gelişmemiş, bırak mühendis olmayı, nasıl doktor olacaklar diye kendine sorsun, biz bu gençlere ne yaptık?

Yeri gelmişken… Ellerini hassasiyet gerektiren pozisyonda kullanmakta sorun yaşayan Tıp Fakültesi öğrencilerinin eğik yazıyı mecbur tutan dönemin Talim Terbiye Kurulu başkanı bugünün Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk aleyhinde maddi ve manevi tazminat davası açma haklarının olduğunu düşünüyorum.

Yıllarca edebiyatçı yazarlara anlatmaktan yoruldum. Yazdıklarınızı okuyacak öğrenci/insan kalmayacak, lütfen ağacın köklerine su vermeye bakın, dedim, anlatamadım.

Şimdi gelinen noktada bütün öğretmenlerin bu topluma bir özür borcu var.

Okuma yazma öğretmediğiniz çocuğa sınıf geçirdiniz, Türkçe'den zayıf alan çocuğu üst sınıfa geçirdiniz, bu "öğrenmeden sınıf geçme" yolunu açan, geometriyi kaldıran Ziya Selçuk'a tek kelime etmediniz. “Piyasacı eğitim modeline geçiyoruz” dediği zaman bunun bir karşı devrim olduğunu anlamadınız.

Sıra öğretmeni yok etmeye geldi, çığlık atsanız da duyacak kimse yok artık, çünkü çok geç kaldınız. Toplumdan özür dileyerek sıfırdan okuma yazma öğretmekle başlamayı göze alacaksınız. Şu anda üçüncü sınıfa gidiyor ve okuma yazma bilmiyor halde olan sayısız çocuğumuz var. Zekası yerinde ama çocuk öğrenmemekte direniyor, ailesi çocuğu ününü duyduğu psikologlara özel öğretmenlere götürüyor, çocuk yine öğrenmek istemiyor. Tanı koyuyorlar, “algısı bozuk” diye.

Bu çocuğun algısını nasıl bozduk nasıl onu bu hale getirdik diye kendinize sormazsanız, liseye kadar böyle gelir, çocuk sana sen ona boş boş bakarak sınıfta öğretmencilik oynarsınız. Ya da veli “öğretmensiz eğitim” yolları arar, sen orada artık yoksun, işsizlik kapındadır.

Veliyi öğretmensiz eğitime kaçırma yolunda son virajı da Ziya Selçuk döndürdü size, uyudunuz.

Geçmiş olsun öğretmen arkadaşım. Sustun ve sıra sana geldi.

 

Mahiye Morgül

27.7.2019 /Rize





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI