Bugun...


Seyyit Nezir

facebook-paylas
Merhaba Rıza Zelyut
Tarih: 28-07-2018 15:55:00 Güncelleme: 28-07-2018 15:55:00


 Yazılarını yalnızca merak ve zevkle değil, aynı zamanda bir şeyler öğrenmek umarıyla okuyorum, çoğu kez üçü birden oluyor. Dünkü yazın da her yönden doyurucu yazılarından biriydi. Ne ki bir noktaya takıldım, ancak şimdi yazmaya olanak bulabildim, o da şu: Osmanlılar hiç kütüphane yakmamış gibi, orayı es geçmişsin. Oysa Osmanlıların Kızılbaş düşüncesi ve "zındıklığı" üzerindeki zulmünü özellikle araştırıp incelemiş, bulgularını kitap halinde yayımlamıştın. Şöyle ki, Bâkî'nin bu konuda bir beyiti bile var:

Âteş-i şu'le-i şemşîr-i cihan-tâbında

Küfr-i ilhat kütüphanesin etti sûzân

[Cihanı yakan kılıcın ateş ve alevinde, dinsizlerin (Kalenderîlerin, Kızılbaşların) kütüphanesini yakıp kül etti]

Kanûnî'den şeyhülislamlık bekleyen ve hakkında kasîdeler döktüren Bâkî'nin bu olguyu yazarak bugünlere taşınmasını sağlaması, kanımca atlanmaması gereken bir olgudur --dahası günümüz postmodern edebiyatının, hele şairinin Divan şairi kadar bile para etmediğinin de göstergesidir. Ahmet Talat Onay, konuyla ilgili şu bilgileri veriyor:

"Türkiye Türklerinin gittikleri yerlerde ilim kitaplarını değil, yerli ahâliye ait din kitaplarını bile yaktıklarına dair hiçbir tarihî vesika yoktur. 'Herkes kendi dinince dinlensin, her koyun kendi bacağından asılır' sözleri, Türklerin din konusundaki serbest düşüncelerini, hoşgörülerini gösterir.

"Bâkî'nin bu beyti, Kanûnî hakkındaki bir kasîdedendir. Kanûnî'nin yaşlılık döneminde sazı şarabı yasakladığı, Kalenderleri sürüp dağıttığı, bütün Bâtınî tarîkat mensuplarına baskı uyguladığı bilinmekte olup küfr-i ilhat [dinsizler] kütüphanesinden maksadın bâtınî zümrelere ait eserler olması ve padişah emriyle yakılmış bulunması tabiî görünmektedir. Çünkü o zamanın yegâne silahı, ilhâdı mutazammın [dinsiz içerikli] kitaplarını imha, yazarını ise perîşan etmektir. Tokatlı Molla Lûtfi'nin ilhâdına hükmolunarak idam edildiğini biliyoruz.

"Bâtınîlerden --pek çok eser olmak gerekirken-- elimize pek az şey geçtiğine göre, bunların yakıldığını kabul etmek yerinde olur... Eğer yakılan kitaplar Hristiyanlara ait olsaydı şair ilhat olarak nitelemezdi, çünkü onlara hakaretle değil, hoşgörüyle bakılırdı." (Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB Y., 1996, s. 335)

Dahası Onay, "Kütüphane Yakmak" adlı bir madde açarak konuyu ele almış, Lâtifî Efendi tezkiresinde Temannayî adlı Kalenderî'den, "kitaplarının toplatıldığı" biçiminde  söz edildiğini özellikle vurgulamıştır.

Öte yandan, hemşeriniz Tokatlı Molla Lûtfi'yi siz de kitaplarınızda geniş biçimde ele almıştınız. Şeyh Bedrettin bu konuda bir başka örnek... Ve daha nicesi var... Durum böyleyken, yazınızda Osmanlıları ve sultanlarını anmamayı şu geç-Osmanlıcılık döneminde neye yormak gerektiğine karar vermek zorlaşıyor.

Geniş bilginize ve araştırmacı kimliğinize güvenerek, bu konuyu açmanızı umabilir miyiz?

Saygı ve selamlar...

Seyyit Nezir

Rıza Zelyut'un ilgili yazısı: (tıklayın)

Ziya Gökalp Müzesini kim yaktı?





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI