Yazı Tarihi : 26.01.2013 02:34:28 | Okunma : 248






KUVVETLER BİRLİĞİ- KUVVETLER AYRILIĞI

Dr. M. Galip Baysan

Başbakanımız ve çevresinin mevcut siyasi düzenimizdeki “ Kuvvetler Ayrılığı” ilkesinden şikâyet eder tarzdaki konuşmaları bizi siyasal düşünce tarihinin derinliklerine götürdü. İnsanların binlerce yıl süren özgürlük ve eşitlik mücadelesinde bu ilkeye bağlı olanlarla karşıt olanların mücadelesi çok uzun sürmüştür. Bu gün size bu mücadeleden bazı sayfalar sunmak istiyor ve Cumhuriyetimizin temel taşları üzerinde kaydırak oynamak isteyenlerin, doğru yolda ilerlemelerine bir bakıma yardımcı olmak istiyoruz.

Egemenlik olarak adlandırdığımız, devlet yönetimini düzenleyen o büyük Güç”ün tanımını ilk defa ortaya koyan Fransız hukukçusu Jehan Bodindir. 1572’de Fransa’daki ünlü Saint Barthelemy Katliamı’ndan hemen sonra, 1576’da yayınlanan “Devlet Üzerine Altı Kitap (Six Livres de la Republique) adlı eserinde, kralın haklarına temas ederken, Demokrasi’ye çatmadan geçemiyor ve görüşlerini şu sözlerle dile getiriyordu: (1)

“Demokraside egemenlik bir çoğunluğun elindedir. Çoğunluk ise, en iyi durumda bilgisiz, budala ve duygularına kapılan bir güruh olup yıldan yıla değişir.”

J. Bodin böylece insanların eşit olmadıklarını ve Demokraside öbür yönetim biçimlerinde olduğundan daha az özgürlük bulunduğunu belirterek, demokrasi fikrini bir yana atmaktadır. Üyeleri arasındaki kavgalar ve kıskançlıklar sonunda kesinlikle ortadan kalkacağına inandığı Aristokratik Devlet’i de tutmamaktadır. Düzeni yalnızca Monark sağlayabilir ve ondan başka kimse bir birlik duygusu yaratamaz(2).

J. Bodin, monarşi savunmasını Tanrı’ya değil, eşyanın özelliğine dayandırırken, İngiltere’de I. James basılı eserlerinde “Kutsal Hak” kavramını işliyor ve 1598 yılında başladığı kuramcılığında, kralın Tanrı’nın vekili olduğunu ve “Monarşi’nin Tanrı’nınkine en yakın hükümet biçimi” olduğunu ileri sürüyordu(3).

Ünlü Voltaire’in de “Aydınlanmış Monarşi”yi desteklediği bilinmektedir. “Demokrasi ancak çok küçük bir ülke için uygun bir şeydir” demekte, eşitliliğe inanmamakta ve herhangi bir Parlamento biçimine tam bir güven beslememektedir.

“Tek bir insanın tiranlığı ile çoğunluğun tiranlığı arasında farklar vardır... Hangi tiranlığın altında yaşamak isterdiniz? Hiç birinin. Fakat eğer ben seçme olanağı bulsam, tek bir insanın tiranlığını çoğunluğun tiranlığına yeğ tutardım. Bir despotun iyi olduğu anlar vardır, ama bir despotlar topluluğunun hiçbir zaman yoktur(4)”

Bilindiği gibi Montesquieu İngilizlerin sırrının “Kuvvetler Ayrılığı” prensibi olduğuna inanmıştı. Yasama, yürütme ve yargı fonksiyonlarının birbirinden ayrı tutulmasının gerekli olduğuna inanıyordu. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri Kurucuları tarafından adeta putlaştırılmış gibiydi(5).

Jan Jack Rousseau, insan mutsuzluklarının en fazla birey ile toplum arasındaki sürtüşme ve çatışmalardan kaynaklandığını düşünüyor ve bu mutsuzlukların çoğundan toplumu sorumlu tutuyordu. “Şayet insanlar kötü ise bu kötü terbiye ve ortam onları bozduğu içindir. Felakete yol açan, bozuk toplumsal düzenlemeler, adaletsiz konular, despot idarelerdir. İnsan tabiatı gereği iyidir. Şayet insan, kötü şartlar tarafından bozulmasaydı, tabii iyiliği ile eşitlik ve adalete dayalı özgür bir toplum kurulabilirdi. Rousseau, yaklaşık iki asır önce yayınlanan iki kitabını da bu düşünceden hareketle yazmıştı. “Emile” şu cümleyle başlıyor: “Tanrı herşeyi iyi yarattı, insanların dokunmasıyla her şey kötüleşti.”, “Toplumsal Sözleşme”nin ilk bölümü de şöyle başlıyor: “İnsan hür doğdu, bugün ise her yerde zincire vurulmuş halde...” (6)

Günümüzde “Demokrasi” kelimesi ile ilişkilendirdiğimiz pek çok fikir, Kuzey Amerika, İngiltere, Fransa ve hatta Latin Amerika’da Tom Paine (1737-1809) sayesinde tanınmıştır. Şu sözler onun temel görüşlerini yansıtmaktadır.

“Hükümet bir milletin işlerini idare etmekten başka ne olabilir ki? O, bir kimsenin yahut bir ailenin mülkü değildir, tabiatı gereği olamaz da. Tüm topluma aittir. Her ne kadar güç ve hile ile gasp edilmiş ve babadan oğula geçer hale getirilmiş ise de bu gasp, doğruyu değiştirmez. Hâkimiyet, bir şahsın değil, milletindir; uygun bulmadığı hükümeti kaldırıp onun yerine çıkarına, mizacına ve tabiatına uygununu kurmak, bir milletin en tabii ve elinden alınmaz hakkıdır. İnsanların, insanlığa yakışmayan hayali bir şekilde kral ve tebaası diye ayrılması, saray mensuplarının durumuna uysa da ülke çapında geçerli olamaz ve bu ayrım, hükümetlerin kuruluşunun dayandırıldığı ilke tarafından yok edilmektedir. Her vatandaş iktidarın bir üyesidir ve hiçbir şahsi bağımlılığı, itaati kabul edemez, ancak yasalar karşısında boyun eğer... İktidarın veraset yoluyla elde edilmesi sistemi, insan aklına olduğu kadar insan haklarına da aykırıdır; saçma olduğu kadar adaletsizdir. (7)”

Paine Fransız Beyannamesinin ilk dört maddesini kendi eserlerinde tekrar tekrar yorumlar. Dördüncü madde özgürlükleri tanımlamaktadır:

“Özgürlük, başkalarına zarar vermeyecek olan her şeyi yapma kudretinden ibarettir. Fertlerin doğal haklarının tatbik edilmesinde, diğer insanların aynı hakları özgürce kullanmalarını güven altına almak için gereken sınırlardan başka hiçbir sınır mevcut değildir. Bu sınırlar da ancak kanunlar tarafından belirlenebilir. (8)”

Paine’e göre “Bir haklar beyannamesi, karşılıklı olarak benim hakkım olan her şey, bir başkasının da hakkıdır ve bu haklara sahip olmak kadar, bu hakları garanti etmek benim yükümlülüğümdür... Özgürlüğün sınırları ancak kanunlar tarafından belirlenmelidir. Kanunlar, toplum idaresinin bir ifadesidir. Kişisel olarak veya temsilcileri vasıtasıyla tüm vatandaşların kanunların teşekkülüne katılmaya hakları vardır.”

Siyasi demokrasinin ilke ve esaslarının tümü Fransız “İnsan ve Yurttaşlık Hakları Bildirgesi”nde mevcuttur. Halkın egemenliği, seçilmiş, temsilcilerin yaptığı kanunlar, hakları konusunda bütün insanların eşitliği, başkalarına zarar vermeyecek her şeyi yapma kudreti demek olan ve tüm hakların başında gelen özgür olma 1789 yılında bu belge ile ilan ediliyordu.(9)

Modern demokrasinin fikri temellerinin atıldığı onyedinci yüzyılda bir başka düşünür Thomas Hobbes (1588-1679): “Ekonomik İnsan” kavramını ve buna bağlı olarak “Ferdiyetçiliği” icat etmiştir. Hobbes bu nedenle daha sonra gelen Karl Marks (1818-1883)’ın olduğu gibi J. Bentham’ın da manevi babası sayılır.(10)

Uzun Demokrasi yürüyüşünde, insan hak ve özgürlüklerinin temelini teşkil eden İngiliz Yasaları, Habeas Corpus Kararı (keyfi tutuklama ve haksız hapsedilmeyi önleyerek yurttaşların güvenliğini sağlamak amacıyla 1679 yılında İngiliz Parlamentosu tarafından çıkarılan ve yargıç kararı olmadan kimsenin hapsedilemeyeceğini belirleyen en eski yasa. Bu yasaya göre tutuklu, 24 saat içinde yargıç karşısına çıkarılmasını isteyebilirdi) (11) ve Bill of Rights (Haklar Bildirgesi) 1689’un ayrı bir yeri vardır(12). Bunlarla birlikte 1628 tarihli “Petition of Rights” (Haklar Dilekçesi veya İzni); Parlamento tarafından kabul edilen bir yasa olmadıkça hiç kimsenin tutuklanamayacağını hükme bağlamıştır. 1701 tarihli “Act of Settelement” (Tanzim ya da Düzenleme Yasası) gibi belgelerle başı sıkışan herkes yargıca başvurma hakkına sahip oluyor ve bu tanıma bir özlem olarak kalmayıp günlük yaşamda da uygulanıyordu.(13)

DİPNOTLAR:

(1) T. Feyzioğlu, age. s.3

(2) C.N. Parkinson, age. s.77-78

(3) Voltaire’s Philosophical Dictionary, London-1929

(4) C.N. Parkinson, age. s.82

(5) David Thomson, Siyasi Düşünce Tarihi, s.107 (Political İdeals, Şule Yayınları, İstanbul–1966)

(6) Aynı Eser, s.122-123

(7) Aynı Eser, s.130-131

(8) Encyelopedia Brittannica, Volume-19, s.332

(9) D. Thomson, age. s.136-137

(10) A.D. Landsay, age. s.VIII

(11) Büyük Ansiklopedi, C6, s.2033 (Milliyet Yayınları, İstanbul–1991)

(12) Jacques Mourgeon, İnsan Hakları, s.14 (İletişim Yayınları, İstanbul–1991)

(13) İsmail Metin-Fethullah Eraslan, Türkiye’de Polis ve Kişi Hakları, s.14 (İletişim Yayınları, İstanbul–1992)

 






image
ŞiirDüzyazı
endererdemil@gmail.com


Yazarın Diğer Yazıları
>Taksim’in Tarih Dizini / Mahiye Morgül
>NİSAN/MAYIS 1915–3 ( ERMENİ İSYANI )
>NİSAN/ MAYIS–1915 ERMENİ İSYANI BÜYÜYOR - 2 -
>ORTA ASYA VE SOVYET RUSYA’DA ENVER PAŞA / Mustafa ÇOKAY
>ESKİ TÜRKLERDE MADEN İŞÇİLİĞİNE BİR BAKIŞ
>NİSAN/ MAYIS–1915 VAN İSYANI -1 / Dr. M. Galip Baysan
>Türkiye’de artan diyabet sıklığının nedeni früktozlu mısır şurubu mu?
>23 NİSAN 1920 / MECLİSİN AÇILDIĞI GÜNLERDE MANZARAİ UMUMİYE- 2
>23 NİSAN 1920 MECLİSİN AÇILDIĞI GÜNLERDE MANZARAİ UMUMİYE
>Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak... / Arzu Kök
>TANRILAR VE MELEKLER! / OSMAN TÜRKOĞUZ
>Prof. Sabri Fettah Berkel / Üzeyir Lokman ÇAYCI
>AÇTIĞIM EN ÖNEMLİ/RİSKLİ SERGİ… /  Bedri Baykam
>AMERİKALI ÜNÜVERSİTE HOCALARININ 1915 SOYKIRIM İDDİALARINA KARŞI ÇIKIŞLARI / Dr. M. Galip Baysan
>Turgay Tezcanlı - Doktor Efendi Dönemi Bitti !
>BEYAZ RUSLAR İSTANBULDA / Dr. M. Galip Baysan
>Çanakkale Muharebeleri–4 18 MART DENİZ SAVAŞI VE SONRASI
>57. PİYADE ALAYI TARİHÇESİ C – BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI 1- ÇANAKKALE CEPHESİ - 2
>57. PİYADE ALAYI TARİHÇESİ C – BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI / Hasan Özçelik
>57. PİYADE ALAYI TARİHÇESİ C – BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI1- ÇANAKKALE CEPHESİ - 3/Hasan Özçelik
>OSMANLI TOPLUMUNDA KADIN HAKLARI GELİŞİMİ / Dr. M. Galip Baysan
>57. PİYADE ALAYI TARİHÇESİ A - TRABLUSGARP SAVAŞI / Hasan Özçelik
>57. PİYADE ALAYI TARİHÇESİ B - BALKAN SAVAŞI / Hasan Özçelik
>WİNSTON CHURCHİLL VE ÇANAKKALE BOĞAZINA SALDIRI KARARININ ALINMASI 3
>(NEDEN 57 NCİ PİYADE ALAYI) / Hasan Özçelik
>14 Mart Tıp Bayramı ve Cephelerin Kahraman Doktorları / Dr. Nazan SEZGİN
>“GİRİT AÇILIMI” MASAL GİBİ... / Prof. Dr. Mete GÜLMEN
>Cemal Süreya İçin / Özdemir İnce
>WİNSTON CHURCHİLL VE ÇANAKKALE MUHAREBELERİ (2)
>O Gözler Var Ya O Gözler! (Bir Sevi Yazısı) /Ahmet Eroğlu
>Utancımdan Ağladım / Yazmanya Canavarı
>Dünyada Bugüne Kadar Ne Kadar İnsan Yaşadı, Gelecekte Dünya Nüfusu Ne Olacaktır?
>ERTUĞRUL FACİASI ve HİKAYESİ / Sunay Akın
>ÇANAKKALE MUHAREBELERİNE DOĞRU (1) Dr. M. Galip Baysan
>KUVVETLER BİRLİĞİ- KUVVETLER AYRILIĞI
>MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNİN ANAYASASI - Dr. M. Galip Baysan
>PADİŞAHLAR DA CİVAN SEVER! 1. Bölüm / Osman Türkoğuz
>Padişahlar da Civan Sever 2. Bölüm /Osman Türkoğuz
>Padişahlar da Civan Sever 3. Bölüm / Osman Türkoğuz
>Padişahlar da Civan Sever 4. Bölüm / Osman Türkoğuz
>Cura / Yılmaz Özdil
>Mevsimsel … / Defne Epikmen.
>SAP İLE SAMAN AYRIMI / Defne Ekipmen
>27 ARALIK / Altay YÜCEL
>TÜRK BÜYÜKLERİ XVII - KAPGAN KAĞAN / Prof. Dr. Saadettin GÖMEÇ
>14 KASIM DÜNYA DİYABET GÜNÜ
>Haydi, kalbini fırlat! / Hüseyin Haydar
>ATATÜRK ÇOCUKLARI / Dr. M. Galip Baysan
>ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA / Cahit Külebi
>Hayatı kavrama öğretisi: Matematiksel düşünme
>Dost ve Medya / Cessur Demirali GÜRSU
>ANKARANIN BAŞKENT OLUŞUNUN HİKÂYESİ / M. Galip Baysan
>Bırakma / Leyla Yıldırım
>(Nasıl Kullanılacak) Cessur Demirali Gürsu
>MERSİN ADANA HATTINDA YENİ PARADİGMA - BEDRETTİN GÜNDEŞ
>Üniversitelerin Açılışında İlk Ders Ne Olmalıdır?/Prof. Dr. İbrahim Ortaş,
>DEKAN ADAYI BELİRLEME SÜRECİ FAKÜLTELERİN DİNAMİĞİNE ZARAR VERMİŞTİR.
>MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE YEŞİL ORDU EFSANESİ - Dr. M. Galip Baysan
>ŞÜKRAN GÜNÜ (Thansksgiving Day) / Nural Emiroğlu
>ÇOK BİLİMLİ EKİP VE BEZDİRME/YILDIRMA OLGUSU
>Sergüzeşt / ender erdemil
>ŞİKAGO.2 / Av.A.Erdem Akyüz
>Zaferi Sonsuz Kazanmak / SEYYİT NEZİR
>T.C. DİYANET İŞLERİ HAKKINDA Mustafa Nevruz Sınacı
>Kul hakkı / Üzeyir Lokman ÇAYCI
>Nedir Bu Mobbing Dedikleri / Prof.Dr.Hamit Hancı
>Nevin Yanıt neden İstanbul’dan değil de Mersin’den çıktı... / Fatih Çekirge / Hürriyet
>"!..KİDEY UKOB İDMİŞ"
>BALKAN GEZİSİ. 3 -A.Erdem Akyüz/S.İnci Akyüz
>Türkler nasıl müslüman oldu,TALKAN,CURCAN katliamı
>BALKAN GEZİSİ. 2-Ahmet Erdem Akyüz/Sevil İnci Akyüz
>BALKANLAR 1-A. Erdem Akyüz
>İNSANLARIN ÖLÜM NEDENLERİ!-OSMAN TÜRKOĞUZ
>KURBAĞANIN GÜNLÜĞÜ-Üzeyir Lokman ÇAYCI
>“Çizgiler Yalan Söylemez” Değil mi Bedri Koraman-Erol Manisalı
>Yüz milyar galaksi-Mehveş Evin
>TAADDUT’İ EZVAǗTAADDUT’İ ZEVCAT-- NE MÜMKÜN!- Osman TÜRKOĞUZ
>DON KİŞOT, PALYAÇO, HOKKABAZ, SOYTARI KİM?-Nurullah AYDIN
>Şehirlerimiz ve insanlarımız-Üzeyir Lokman Çaycı
>İÇGÜDÜLERİMİZDE ŞEKİLLENEN GERÇEKLER-Üzeyir Lokman Çaycı
Yorum Ekle    ||    Yorum Oku